Kim Yun Hee, Joseon dönemi Kore'sinde çok akıllı bir genç kız. Dönemin kadınlara sunduğu şartların ve dayattığı kısıtlamaların aksine kendini okuyarak ve yazarak geliştirmiş, ayrıca bu yeteneklerini de ailesini geçindirmek için kullanıyor. Babasını küçük yaşta kaybettiğinden beri annesine ve bünyesi zayıf abisine o bakıyor. Bir gün alacaklılar evlerini ellerinden almaya kalkışınca Kim Yun Hee kızımız son çare olarak erkek giysilerini geçirip üstüne abisinin kılığına bürünüyor. Bu şekilde Sungkyunkwan okuluna girebilirse hem öğrenciyken de maaş alacak, hem de sonrasında devlet memuru olabilecek çünkü. Kim Yun Hee için bu okulun aşırı zor giriş sınavı, ülkedeki pek çok erkeğin aksine bir çocuk oyuncağı. Okula hiçbir şekilde kızlar kabul edilmediği için kızımızın erkek rolünü çok iyi oynaması gerekiyor. Ama kendisini 3 erkek öğrenciyle aynı yurt odasında kalmak zorunda bulunca işler iyice zorlaşıyor. Birisi çok kibirli ve zengin bir aileden gelen Lee Sun Joon, diğeri tam bir playboy olan Goo Yong Ha ve sonuncusu da sert kabuğunun içinde iyi bir insan olan isyankar Moon Jae Shin. Erkek zannettikleri Kim Yun Hee kızımız ile birlikte bu dörtlü, okulun en belalı ve olaylı grubu haline gelip, üstüne bir de ülkenin uzun yıllara yayılan ihanetlerle ve trajedilerle dolu sorunlarına dahil oluyorlar.
Sungkyunkwan Scandal, 30 Ağustos - 2 Kasım 2010 tarihleri arasında 20 bölüm olarak KBS2 kanalında yayınlanan böyle bir dizi. Jung Eun Gwol'un 2007 tarihli aynı adlı romanından uyarlama. Roman sanırım iki kitap halinde. Goodreads'te de öyle görünüyor. Yazarın bir diğer kitabı, Moon Embracing The Sun da 2012'de dizi haline getirilmiş ve henüz izlemesem de kdrama dünyasının bir efsanesi olduğunu biliyorum. Bu dizinin yayınlandığı dönemde nasıl bir ilgi gördüğünü ve ne kadar tutulduğunu bilemiyorum ama benim kdrama izlemeye başladığım ilk senelerde izlediğim ilk diziler arasındaydı ve bunca yıl bunca dizi sonra hala çok çok iyi işlerden biri olduğunu düşünmeye devam ediyorum. Hikaye olarak birçok elementi bir arada bulundurup, yine de oraya buraya savrulmadan ilerleyebiliyor. Odağını kaybetmeden pek çok yan hikayeyi mantıklı bir şekilde işin içine katabiliyor. Altta çok ciddi bir metin üstüne oldukça eğlenceli bir öykü ile hem bir yandan duygularımıza seslenip, bir yandan da iyi bir olay örgüsünün ipuçlarını hep beraber çözerek keyif almamızı sağlayabiliyor.
İzlerken başroldeki Park Min Young ve onun erkek kılığına girmiş bir kadın olması durumu hakkında oldukça ikilemde kaldığımı hatırlıyorum. Ölüp bittiğim Healer(2014)'dan sonra, orada gördüğüm için izlemeye karar vermiştim, hatırlıyorum. Bu dizide tam da başarı basamaklarının ortasına yol alan bir Park Min Young var, henüz 24 yaşında ve evet aslında kafasına da o şapkaları falan geçirince tüyü bitmemiş bir oğlan çocuğu gibi görünebiliyor. Beden dili de o kadar fena değil dizi boyunca, dediğim gibi genç bir erkekten ziyade çocuk gibi algılanıyor görüntüsü. Bu da bir şekilde dizi içerisinde kaynayıp gidiyor. Gözümüz önce bir yadırgasa da sonrasında alışıyor ve hikayenin inandırıcılığı bir aşamaya kadar başarılı gidiyor. Hatta sonraki yıllarda izlediğim bu türdeki kılık değiştirmeler arasında açıkçası en başarılısı bile olabilir.
Başrolünde dörtlü ekibinden diğer üçünün ise sonraki dönemde hayatlarının çok başka yerlere savrulmuş olması bana pek manidar geliyor. Park Yoo Chun (aramalarda çıkmaması için adını buraya yazmasam iyi bile olurdu ama neyse o derece) çok pis skandallara karışıp, pislik bir insan olduğunu kanıtladı mesela. Ya da dörtlünün asi çocuğu rolündeki Yoo Ah In, gerçek hayatta da tam bir isyankar olup, yasaklı maddelerdir odur budur olaylarına daldı daldı çıktı. Şimdilerde daha yeni sektöre dönmeye çabalıyor. Bu dizide onunla ilk defa tanıştığımda bana acayip karizmatik gelmişti (her zamanki gibi şaşırtmıyorum, tabiki sorunlu ve dışarıdan kötü görünüp de içeriden çok iyi olan bad boy tarzına düşüyorum - her zaman). Yine de kendisini 2021'de bir filmde izledim o kadar.
Bir tek dörtlünün pretty boy'u olan Song Joong Ki, bu diziden aldığı popülerlikle devam edip, kaliteli ve önemli şeylerde oynaya oynaya kendini kalburüstü oyuncuların arasına yerleştirdi. Ben onu bu dizide izlediğimde ilk defa görüyordum oyunculuk yaparken. O zamana kadar malum evliliği ve boşanması ile tanışmıştım kendisiyle çünkü sene ben kdrama izlemeye başladığımda bunlar çoktan yaşanmıştı. Yani en azından evlilikleri tüm kdrama dünyasının odağındaydı, ben bu diziyi izlediğimde. İlginç bir başka durum da Song Joong Ki'nin günümüzde de var olan Sungkyunkwan Üniversitesi'nde okumuş olması.
Esas dörtlünün bu diziden sonraki hayatlarında yaşadığı gerçek skandalların yanında bir de üzücü bir durum var. Dizide bu dördüne zorbalık eden kötü öğrenci rolündeki Jeon Tae Soo da bu diziden hemen sonra alkollüyken bir taksici ve polislerle sorun yaşayıp, sektörden çekilmek durumunda kalmış. Sonrasında ekranlara geri dönse de yıllar boyu peşini bırakmayan depresyonla uğraştıktan sonra 2018'de bu dünyadan tamamen ayrılmış. Onun ölümü, ablası Ha Ji Won'u da hatta o kadar etkilemiş ki - haliyle - kariyerinin en tepesindeyken kendini geri çekmiş pek çok şeyden. O zamandan bu yana zoraki birkaç bir şeyde oynamış durumda. Daha yeni yeni geri dönüyor bile denilebilir.
Oyuncuların skandalları ve pek olaylı hayatlarını bir yana koyalım. Çünkü bu gerçekten çok iyi olan dizinin beni sardığı sarmaladığı bir başka konu da bu Sungkyunkwan Okulu. 1398 yılında kurulmuş olan bu okulun ismi başarmak anlamına gelen 성; 成; seong, uyumlu toplum anlamına gelen 균; 均; gyun ve akademi, üniversite anlamına gelen 관; 館; gwan kelimelerinden oluşuyor.
![]() |
| Sungkyunkwan'ın Joseon döneminden kalma dersliklerinden biri |
Okul Çin klasiklerinin, Konfüçyüs kanonunun ve çağdaş edebiyatın derinlemesine incelenmesine ve var olan bilginin ulusu yönetmeye ve insanlığın doğasını anlamaya nasıl uygulanacağına odaklanmış. Ayrıca Konfüçyüs bilginlerine adanmış bir shrine olarak da hizmet vermiş ve onları ve öğretilerini onurlandırmak için düzenli olarak ritüellerin yapıldığı bir yer olarak kullanılmış. Joseon döneminde başkent Hanseong'un (günümüz Seul'ü) şehir surları içinde yer alıyormuş.
![]() |
| Sungkyunkwan'ın günümüzdeki hali |
Günümüzde aynı yerde eğitim vermeye devam eden Sungkyunkwan Üniversitesi'nin tarihi, eski üniversite, modern üniversite ve çağdaş üniversite dönemlerine ayrılabiliyor. Dizide geçen dönem okulun bu tarihi denilen zamanına yani 1398 ile 1894 arasındaki dönemine denk geliyor. Bu döneminde geleneksel Konfüçyüsçü eğitim uygulanan bir yer.
Kral Taejo döneminde Sungkyunkwan'ın kurulmasından Kral Seongjong dönemine kadar binalar inşa edilmiş durmuş ve okul ulusal eğitim merkezi olarak sağlamlaştırılmış.
1495'ten 1724'e kadar, yani Yeonsangun döneminden Gyeongjong dönemine kadar uzun bir durgunluk dönemi yaşanmış. Bu dönemin başlangıcı, Yeonsangun'un zulmü nedeniyle kısa bir süre kapanmasına denk geliyor ki bu zalimi daha önce Bon Appetit, Your Majesty {폭군의 셰프} (2025) ile Kore Tarihi dersimizde konuşmuştuk. 1505'te Sungkyunkwan, ziyafetlerin düzenlendiği bir yere dönüşmüş. Ertesi yıl Kral Jungjong döneminde eski haline döndürülmesine rağmen, Kore'nin Japon işgali sırasında (1592-1598) Sungkyunkwan yakılmış ve yeniden inşa edilmiş.
1725'ten 1894'e kadar, yani Kral Yeongjo'nun saltanatından Gabo Reformu dönemine kadar bir canlanma dönemi yaşanmış. Siyasi ve akademik canlanma ortamında Sungkyunkwan'daki eğitim hareketlenmiş ve Silhak bilginleri tarafından eğitim sisteminde baya bir reform yapılmış.
Sungkyunkwan'ın modern bir üniversite olarak kuruluşundan (1895) Kore'nin Japon işgaline (1910) kadar ise bir aydınlanma dönemi yaşanmış. 1895'te üç yıllık Çin klasikleri bölümü kurulmuş ve tarih, coğrafya ve matematik gibi çeşitli dersler verilmeye başlanmış. Aynı zamanda, profesör atama sistemi, giriş sınavı sistemi ve mezuniyet sınavı sistemi uygulanmaya başlanmış. Ancak Japon işgali altında (1910-1945), Sungkyunkwan Joseon'daki en yüksek okul olma konumunu kaybetmiş.
15 Ağustos 1945'te Japon İmparatorluğu'nun yenilmesi üzerine (mecburen, atom bombaları...) aynı yılın Kasım ayında Kim Chang-sook, Sungkyunkwan'ı bir eğitim merkezi olarak haydi yeniden canlandıralım demiş. Böylece Sungkyunkwan Üniversitesi, hyanggyo'nun mülkünün bir kısmını ve Konfüçyüs bilginlerinden gelen bağışları toplayarak yeniden kurulmuş.
![]() |
| Böyle bir yerde okumak nasıl olurdu acaba |
Joseon dönemindeki eski kampüs, geomancy prensiplerine göre tasarlanmış. Kuzeyde dağlar, güneyde ise suya (Han Nehri ve kampüsün önünden geçen Bansu deresine) bakan bir cepheyle inşa edilmiş. Bu, hem batıl inançlara hem de işlevselliğe dayanıyor. Binaların bu şekilde düzenlenmesiyle güneş ışığı ve rüzgar desenlerinin en ideal halinde olduğu düşünülüyormuş.
Okulun öğretileri ağırlıklı olarak Konfüçyüsçülükle ilgili ve öncelikle öğrencileri devlet hizmetine hazırlamayı amaçlıyormuş. Öğrenciler ayrıca hukuk, tıp, tercümanlık, muhasebe, okçuluk, matematik, müzik ve görgü kuralları da öğreniyorlarmış. Ancak asıl amaç, öğrencilerin yüksek ulusal devlet memurluğu sınavlarını (gwageo) geçmeleri. Çin'deki benzerleri gibi, bu sınavlar da yazma yeteneği, Konfüçyüs klasiklerine dair bilgi ve devlet yönetimi önerileri üzerine. Tıp, tercümanlık, muhasebe ve hukuk alanlarında uzman atamak için teknik konular da dahil ediliyormuş.
Okul kurulduğunda öğrenci sayısı 150 iken, 1429'da 200'e çıkarılmış. Tüm öğrenciler erkek dizide de bahsettiğim gibi ve kadınların kampüse girmesi yasak. Yani kampüse bile girmeleri yasak olduğu için zaten dizide esas kızımızın okula öğrenci olması devasa bir durum.
Giriş sınavları son derece zormuş dizide de gerçeği yansıttıkları gibi ve sadece Joseon döneminin üst sınıfı olan yangban'ların veya kraliyet ailesinin oğullarına izin veriliyormuş. Buraya kabul edilmenin iki yolu varmış. Öğrenciler ya Saengwonsi (생원시) ve Jinsasi (진사시) adlı iki giriş sınavını geçmek zorundaydı ya da Seungbo (승보) ve Eumseo adlı diğer iki sınava girmek zorundaydı. Bu sınavları geçenlere kabul edilme fırsatı veriliyormuş. Dizide esas kızımızın ve diğerlerinin bu türden sınavlara girdiklerini görüyoruz en başta.
![]() |
| Kralımız Yeongjo |
Dizimizi 1724'te tahta çıkıp, 1776'ya kadar tahtta kalan Kral Yeongjo dönemine konumlandırıyoruz. Joseon'un 21.kralı Yeongjo oldukça önemli bir tarihi şahsiyet ve onun bu 52 yıllık saltanatı o kadar olay barındırıyor ki filmlerde dizilerde işlene işlene bitiremiyorlar. Ben hep biraz Osmanlı'daki Kanuni dönemiyle benzerlik hissederim ama o kadar da mantıklı değil. En büyük sebebi de 1762'de oğlu Prens Sado'yu idam ettirmiş olması. Yine de Kral Yeongjo, en çok vergi sistemini reform etme ve Tangpyeong politikası (탕평 - Muhteşem Uyum) altında çeşitli grupları uzlaştırma yönündeki ısrarlı girişimleriyle hatırlanıyor. Ancak tüm tartışmalarına rağmen, Yeongjo, Konfüçyüs etiğine göre yönetme çabaları nedeniyle Kore tarihinde olumlu bir üne sahip. Alın işte tıpkı Kanuni gibi kötülükler de yapmış ama olsun çok iyi yönetti diye büyük görülüyor. Peh.
Kral Yeongjo'nun saltanatında geçen bir başka dizi daha izlemiştim ama buraya yazmaya bir türlü fırsatım olmadı. 2020 yapımı "Secret Royal Inspector{암행어사: 조선비밀수사단}" yayınlandığı zaman haftalık izlediğim yine bu dizi gibi o dönemde geçip, yine bu dizi gibi çok da iyi bir işti. Umarım bir gün anlatmaya fırsatım olur. Hatta şurada da bir minik bir şeyler göstermişim. Neyse konumuza dönelim çünkü Sungkyunkwan Scandal'ın hikayesinin okul dışında çok daha önemli katmanları var.
Anlatmaya 1600lerin sonundan başlamam gerekiyor. 13 yaşında tahta çıkan, Joseon'un 19.kralı Sukjong, 1674'ten 1720'ye kadar hüküm sürmüş. Kral Sukjong zeki bir politikacıymış, ancak saltanatı Joseon hanedanlığının en yoğun hizipsel mücadelelerinin yaşandığı bir zaman. Sukjong, kraliyet otoritesini güçlendirmek için iktidardaki hizbi sık sık bir diğeriyle değiştirmiş. Bir anlamda ince bir ip üzerinde cambazlık yaparak yaşamış. Devletin değişmesi/yer değiştirmesi anlamına gelen hwanguk (환국) olarak adlandırılan bu her hükümet değişikliğinde, kaybeden hizip idamlar ve sürgünlerle siyasetten tamamen uzaklaştırılıyormuş. Bununla birlikte, kaotik hükümet değişiklikleri normal halkı önemli ölçüde etkilemiyormuş, kralın da zaten başarmaya çalıştığı buymuş. Hizipler, devletin zenginleri birbirini yerken halkla uğraşamasınlar diye düşünmüş olacak. Bu yüzden saltanatı halk açısından oldukça ferah dönemlerden biri olarak kabul ediliyor.
Sukjong'un başarıları arasında vergi reformu, yeni bir para sistemi ve para biriminin oluşturulması ve orta sınıfın ve cariyelerin çocuklarının bölgesel hükümette daha yüksek rütbeli görevlere getirilmesini sağlayan kamu hizmeti kurallarının liberalleştirilmesi gibi pek çok şey var. Sukjong'un saltanatı döneminde başkentin uzağındaki yerlerde tarımsal kalkınma ve yayıncılık da dahil olmak üzere kültürel faaliyetlerde artış yaşanmış. 46 yıl hüküm sürdükten sonra 1720 yılında 60 yaşında öldüğünde aslında oldukça müreffeh bir ülke geride bırakırken ardında, çok da birbirine girmiş bir hizipler topluluğu bırakmış.
19.kral Sukjong'dan anlatmaya başlamamın sebebi şu, 1718'de Sukjong, kısa süre sonra Joseon'un Gyeongjong'u olacak olan veliaht prensi naip olarak atıyor. Sukjong, 1720'de, yanlarında tarihçi veya kayıtçı bulunmadığı bir halde, Yi Yi-myoung'a Prens Yeoning'i Gyeongjong'un varisi olarak atamasını söyledikten sonra ölüyor. İsimler birbirine girdi gibi gelebilir ama aslında olan şu: Halihazırdaki kral, bir adamına diyor ki büyük oğlum benden sonra kral olsun ama ondan sonra da küçük oğlum kral olsun. Ahanda vasiyetim budur. Ama onca yıl hizipleri birbirine düşürmüş, halkı zenginleştirmiş olan akıllı bir kral bu vasiyeti bir yere kaydettirmeyi akıl edemiyor.
Öyle olunca da ortalık karışıyor. Bu durum, 1721'de dört Noron liderinin idam edildiği bir başka tasfiye hareketine ve ardından 1722'de sekiz Noron üyesinin idam edildiği bir başka tasfiye hareketine yol açıyor. Çünkü her hizip kendi desteklediği veliahtın kral olmasını istiyor. Kral Sukjong'un büyük oğlunu Soron hizbi, diğer oğlunu da Noron hizbi destekliyor. Büyük oğlu, 20.kral Gyeongjong, tahta çıkıyor ama pek bir hastalıklı. Çocukluğunda annesiyle yaşadığı bir kazadan dolayı da çocuk sahibi olamıyor durumda. Zaten 4 yıl ancak kalıyor tahtta ve sağlığı o kadar kötü ki işlere çoğunlukla kardeşi bakıyor.
Bu durum, iktidar mücadelesini daha da şiddetlendirmiş ve büyük bir katliama, yani Shinimsahwa'ya (辛壬士禍) yol açmış. Noronlar krala sonuçsuz kalan şikayetler gönderirken, Soronlar bunu kendi lehlerine kullanmışlar. Noron hizbinin iktidarı gasp etmeye çalıştığını iddia ederek rakiplerini çeşitli görevlerden uzaklaştırmışlar.
Bu hastalıklı Gyeongjeong'un dört yıllık saltanatı boyunca iki büyük katliam olayı yaşanmış. Bunlardan biri, iktidardaki Soron hizbinin, muhalefet Noron'u alt ettiği 1720'de yaşanan Sinchuk-oksa. Diğeri ise, saltanatının 2. yılında, yaklaşık 1722'de gerçekleşen Imin-oksa. Tarih, her iki olayı da Sinim-sahwa olarak adlandırmış. Saltanatı sırasında, batı silahlarını taklit eden küçük silahlar yaptırmış yine de hiçbir şey yapamadı denmesine rağmen ve ülkenin güney kesimlerindeki arazi ölçüm sistemini reforme etmiş.
Dizimiz de işte tam bu konuyu geçmişin baş karakterlerimize yüklediği hikaye olarak baz alıyor. Kral Sukjong vasiyetini yazdırmadan ölmüş, yerine büyük oğlu hastalıklı Gyeongjong geçmiş, o da 4 yıl sonra ölünce yerine ünlü kralımız Yeongjo geçmiş. Yeongjo'nun saltanatının ilk yarısındayız. Dörtlü okul ekibimizin 10 yıl önce olanlar yüzünden yaşadıkları trajedilerin onları bu noktaya getirdiğinden bahsediyor hikayemiz. Bu da tahminen dizimizi 1730'lara yerleştiriyor gibi oluyor. 1720'lerde gerçekleşen bu hizipler arasında mücadele ve katliamlarda esas kızımızın babasının ve dörtlüden isyankar olanın büyük kardeşinin öldürüldüğünü öğreniyoruz. İsyankar kardeşimiz abisinin intikamını almak için şimdiki kral Yeongjo ve yönetimini devirmek için arka planda uğraşıyor mesela. Dörtlü ekibimizin kibirli çocuğu, kralın Sol Eyalet Müşaviri'nin (Left State Councilor) oğlu. Okulda bunlara zorbalık eden öğrenci de kralın Savaş Bakanı'nın oğlu.
Buradan itibaren SPOILER'a başlıyorum. Demedi demeyin.
Bölümler ilerledikçe öğreniyoruz ki 19.kral Seokjong aslında vasiyetini yazdırmış ama saklamışlar. Dizimiz tarihin açık uçlu bıraktığı olasılıkları inceliyor yani. Şimdiki kralımız, 21.kral Yeongjo da bu vasiyeti bulması için esas kızımızın babasını ve isyankar çocuğumuzun abisini görevlendirmiş. Dediğim gibi bu ikisi vasiyeti getirirlerken, Savaş Bakanı'nın talimatıyla öldürülüyorlar. Herkes şimdiki kralı geçmişte olanlar yüzünden suçlarken aslında o hizip çatışmalarında falan hep Savaş Bakanı'nın payı olduğunu falan görüyoruz.
Dizide de gerçekteki kral Yeongjo'nun işleri ve davranışlarına atıfta bulunuluyor olsa da tabi tam olarak gerçekçi bir portre çizilmiyor. Dizide olaylar biraz daha demokrasiye, gelişmeye ve açık fikirliliğe doğru evriliyor mesela. Yeongjo ve onun güvendikleri, ülkede çok büyük değişiklikler yapma hevesinde dizimizde. Halkın ve herkesin iyiliği için çok da o zamanlara ait olmayacak düşüncelerle uğraşıyorlar. Tarihteki kral Yeongjo da aslında ülkesini çok ileri götüren, saltanatı boyunca halkın refahını oldukça artıran bir kral. 16. ve 17.yüzyıllar boyu Kore yarımadasını ezip büzen işgaller ve savaşlardan ötürü mahvolmuş durumdaki ülkeyi toparlayıp, en parıltılı zamanlarını yaşatan kral.
Bu yazı da böyle karman çorman bir halde oradan oraya hoplayıp zıplayıp savrulan bir şey oldu ama neyse. Söz konusu çok sevdiğim bir şeyler olunca düşüncelerimin ve elimin ayarı kayboluveriyor. Neyi nasıl anlatacağımı, sevgimi nasıl ifade edeceğimi bilemiyor oluyorum. Demeye çalıştığım bu dizi, kdramaların kdrama olduğu zamanlara ait, her şeyi kıvamında, dört başı mamur bir dizi. Benim efsaneliklerim arasında.










_Cho_Seok-jin_(%E8%B6%99%E9%8C%AB%E6%99%89_1853-1920)_et_(cropped).jpg)



































