26 Mart 2026 Perşembe

Secret Garden {시크릿 가든} (2010)


 Gil Ra Im pek yoksul ve de pek gururlu bir dublör kızımız. Haliyle sene 2010 olduğundan bir böylesi fakir bir dublöre setlerde pek önem verilmiyor, düşüyor yaralanıyor aç bilaç çalıştırılıyor. Ama sesi çıkmıyor, işini aslında çok severek yapıyor. Bir gün bir film setinde onu başroldeki oyunculardan bir tanesini zanneden gıcık bir CEO ile karşılaşıyor. CEO'muz Kim Joo Won, o kadar sinir bozucu, kendini beğenmiş, şımarık bir zengin adam ki aman aman evlerden ırak. Kaderin oyunuyla görür görmez birbirine sinir olan bu iki aşırı farklı insan bir sabah uyandıklarında birbirlerinin bedeninde buluyorlar kendilerini. Bir yandan bu durumu nasıl düzelteceklerini bulmaya çalışırken bir yandan da habire kavga gürültü içinde hayatlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Bu da yetmezmiş gibi bir bakıyorlar birbirlerine de aşık olmaya başlamışlar.


Secret Garden, 13 Kasım 2010 ile 16 Ocak 2011 arasında yayınlanan 20 bölümlük bir SBS dizisi. Bu da efsanelerimizden birisi. Yine, kdramalara ilk başladığım senelerde merak edip izlediklerimden. Kdramaların kdrama olduğu zamanlara ait, başrollerindeki Hyun Bin ile Ha Ji Won'u starlık mertebesine çıkaran, body-swap komedilerinin en bilindik örneği. Ama ait olduğu zamanın ruhuna sonuna kadar sadık olduğundan öyle herkesin, özellikle şimdinin kdrama izleyicisinin pek de harcı değil. Görüntüleri, çekim kalitesini ve oyuncuların styling'ini geçtim, karakter açısından da aslında pek çok şeyi gözardı etmezseniz dayanılır gibi değil çoğu yerde. Sabit sabit durup, bakışmalar, pek çok romantizm klişesi, hikayenin kötülerinin klişeliği ve daha bir çok şeye çok da aldırmazsanız aslında pek de eğlenceli olabiliyor. Sonradan izleyen pek çok izleyicinin Hyun Bin'in canlandırdığı CEO karakterimizin toksik davranışlarına takılmasının sebebi de dizinin bu bağlamı. Tıpkı gençken izleyip, çok sevdiğimiz ve bizim için çok değerli olan bazı dizilerin bazı karakterlerinin o zamanlar izlerken pek sevimli geliyor olmalarına rağmen şimdi genel kanının bu karakterlerin çok büyük psikolojik sorunları olan, rahatsız edici karakterler olduğu yönünde olması gibi. 2010 yılının dünyasında CEO Kim Joo Won karakterinin takıntılı bir şekilde dublör kızımızın üstüne gitmesi, habire aslında bir anlamda ona eziyet ederek kendini sonunda sevdirmesi üzerine kurulu ilişki, oldukça romantik veya sevimli gelebiliyordu. 2020'lerin pek öz farkındalığa sahip, pek bilgiç dünyasında onun dizi boyunca yaptıkları aslında kanuni olarak uzaklaştırma kararı çıkarılmasına bile sebep olabilecek şeyler olarak görülebilir. Bana sorarsanız, sene 2017'de izlerken beni pek de rahatsız etmemişti, hatta gülüp geçmiştim.



Pek çok hikayenin kdramaları etkilemesi gibi bunda da aslında biraz Jane Austen'ın klasiği "Pride and Prejudice"ın havası var diye düşünmüştüm izlerken. CEO Kim Joo Won, Darcy'nin suyunun suyu olsa da hikayenin genel havasında ve iki başrol karakterin dinamiklerinde bunu hissedebiliyorsunuz. Sanırım zamanında karakterleri veya hikayeyi rahatsız edici bulmamanın sebebi biraz da bu P&P altyapısının beynime kazıdıklarından gelen reflekstir diye düşünüyorum.

Esasında ise temelini normal bir melodrama üzerine oturtan, fantastik öğeleri hikayenin ilerleme unsuru olarak kullanan, ortaya çıkan komediyi ise melodramanın diğerlerinden farklı olmasını sağlamak için kullanan bir hikaye bu. Efsaneleşmesinin sebebi de aslında bu komedi unsurlarının ve dizinin prodüksiyon büyüklüğünün zamanına göre dikkat çekici olması. Hyun Bin'in giydiği tasarım eşofman takımlarının olay olması, kafedeki sahneden dolayı dudak üzerindeki süt köpüğü olayı ve dizinin bugün hala duyulduğu anda diziyi akla getiren müzikleri bu durumun göstergesi.


En başta dediğim gibi klişe olsalar da karakterler yine de çok iyi yazılmış, bunu diziyi izledikçe anlıyoruz. En başından sonuna yan karakterlerin bile tek boyutlu olmadıklarını, hepsine özenle yazılmış yan hikayeler olduğunu ve ana karakterlerimizin de yaşadıkları her bir durumla birlikte karakterlerini geliştirdiklerini, yeni boyutlar kazanabildiklerini görüyoruz. Haa dediğim gibi yine de kameranın oyuncunun yüzüne yaklaşması, oyuncunun sabit bir şekilde durup, mimik yapması ve bizim de resmen kafamızın içinde yönetmenin kestik! veya şimdi şunu yap bunu söyle! deyişini duyabilmemiz baki. Ona yapacak bir şey yok çünkü sektör henüz bu kadar gelişmemişti.



Tüm bu hikayeyi bize veren senarist de ayrıca bunca yıllık çalışmalarıyla kdrama dünyasında tıpkı bu dizi ve yazdığı diğer diziler gibi efsaneleşmiş isimlerden biri: Kim Eun Sook. Bu diziden itibaren yazdığı her dizi senaryosu olay olmuş durumda. 2012'de A Gentleman's Dignity (benim bunca yıldır hep bir numaram olan dizidir bu ayrıca), 2013'te The Heirs (buna bir bölüm bile dayanamamıştım ama olsun), 2016'da Descendants of The Sun (bundan da bahsedeceğim), 2016'da Goblin (bunu taa zamanında konuşmuştuk), 2018'de Mr.Sunshine (izlenecek listemin en başlarında duruyor bunca zamandır ama çok korkuyorum), 2020'de The King:Eternal Monarch (bundan da bahsedeceğiz), 2022'de The Glory (bunun kalitesini takdir etmekle birlikte kesinlikle izleyemeyeceğim karanlıkta olmasından ötürü bir şey diyemiyorum) ve 2023'te devamı, en son geçen sene de Genie, Make A Wish (ki buna da birkaç bölüm ancak dayanabilmiştim) hep Kim Eun Sook ablanın kaleminden çıkan hikayeler. Görebileceğiniz gibi onun hikayeleri biraz bittersweet denebilecek sonlara sahip, biraz da fazlasıyla kocaman kocaman hikayeler. Güney Kore'de onun efsanevi etkisini şöyle anlatabiliriz aslında, normalde dizilerin haberleri şu oyuncunun bu oyuncunun yeni projesi diye sunulurken onun yazdığı diziler Kim Eun Sook'un yeni projesinde yer alacak oyuncular şeklinde haber ediliyor.

Zamanında bu diziyi izlerken başrollerdeki Hyun Bin ile Ha Ji Won'u da ilk defa izliyordum haliyle. Benim onları izlediğim seneden hemen sonra Hyun Bin'i Memories of the Alhambra'da ve sonrasında da Crash Landing on You'da görme şansı olmuştu tüm dünyanın. 2010'daki o alabildiğine tuhaf halinden çok kısa bir süre bu iki dizideki karizmatik ve olgunlaşmış Hyun Bin benim için cidden şaşırtıcı olmuştu. Ha Ji Won'u ise aynı hevesle 2019'da Chocolate'ta izlemeye çalışıp, dayanamamıştım. Secret Garden'da biri 28 biri de 32 yaşında, kariyerlerinin en başında değiller ama henüz şimdiki star hallerinde değiller ve aşırı eğlenceliler. Tabi o zaman çekildiği için o kadar da rahat değiller oyunculuklarıyla ve dediğim gibi biraz fazlaca sabit durmakla geçiyor sahneler ama yine de bu ikisinin birbirlerinin karakterlerine bürünmüş halleri ve oyunculukları diziyi sırtlayan şey. Özellikle Kim Joo Won karakterinin hiçbir zaman beklediğimiz davranışları sergilemiyor oluşu, en romantik anlarda ya da en beklenmedik anlarda dediği veya yaptığı saçma şeyler, ne kadar iyi yazılmış bir hikaye ve karaktere sahip olduğumuzu gösteriyor. Gerçekten Hyun Bin'e dizi boyunca kahkaha attığımı hatırlıyorum.

Lee Jong Suk evlere şenlik bir tipte

Şimdi hemen hemen hiç hatırlayamıyorum ama izlerken yan karakterlere, özellikle Oska karakterine ve onun hikayesine sinir olduğumu hatırlıyorum. Niye bilmem. Yan roldeki Lee Jong Suk'u ise hayal meyal hatırlıyorum ama bu diziyi izlemeden önce 2017'deki While You Were Sleeping'de kariyerinin zirvesinde ve yetişkin bir Lee Jong Suk ile zaten tanışmış olduğum için bu çocuk hali pek alışılabilir bir görüntü değildi. Hele ki şimdi bile kdrama dünyasında dikkatle yaklaşılan eşcinsellik gibi bir konuyu bir miktar temsil eden bir karakter oluşu, o zamanlar için çok büyük bir durumdu.


O zamanlar izlediğim dizilerden bahsedeyim diye birkaç hafta önce karar verip, yazmaya başladıktan sonra kendi yaptığım listeye göre ilerliyordum ki geçen hafta sıranın Secret Garden'a geldiğini görmüştüm. Hımm peki bunu da fırsat bulayım da yazayım dediğimin ertesi günü, iş yerinden arkadaşlarla eve dönmek üzere arabaya binerken arkadaşın bir tanesi aa tam da o kore dizisindeki adam gibi olmuşsun dedi. İkimiz de hiçbir isim telaffuz etmeden, daha fazla cümle kurmadan birbirimizi anlamıştık. Şaşkınlığımla baş başa arabayı çalıştırdım, o anda o curcunada arabadaki kalabalık, muhabbetler, trafik arasında sadece şaşkınlığımla ilerledim kaldım. Çünkü bunu diyen arkadaşım, kore dizileriyle alakası olmayan, serviste her akşam yol boyunca toktikten futbol maçı özetleri izleyen bir erkek. Beni o gün Secret Garden'daki Kim Joo Won'a benzetmesinin sebebi, karakterin bu dizide efsaneleşmiş eşofman takımlarıyla geziyor olmasıydı. Ben de işe o gün yemyeşil eşofman takımımla gitmiştim. Bazen hayat böyle ilginç tesadüflerle insanı gülümsetebiliyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Secret Garden {시크릿 가든} (2010)

 Gil Ra Im pek yoksul ve de pek gururlu bir dublör kızımız. Haliyle sene 2010 olduğundan bir böylesi fakir bir dublöre setlerde pek önem ver...