17 Kasım 2013 Pazar

dikkat dağınıklığı çağında

(Elementary'nin Jonny Lee Miller'da vücut bulmuş New York tarzı Sherlock'u, 2.sezonun 7.bölümü The Marchioness'in açılışında bağımlı konferansında böyle bir konuşma yapar : )

Sık sık başka bir zamanda mı doğmalıydım diye merak ederim. Benim algılarım sıradışı bir şekilde, doğal olmayan bir şekilde de diyebiliriz, keskin. Bizimki bir dikkat dağınıklığı çağı. Sürekli bilgi akışının cezalandırıcı gürültüsü. Bu ahenksizlik bizi evimize kadar takip ediyor.Ve yataklarımıza. Ruhlarımızın içine işliyor, daha iyi bir ifadeyle. Uzun bir süredir, sinir uçlarımı körelten tek bir şey var ve o da yoğun uyuşturucu kullanımı. Daha az üretici olduğum zamanlarda merak etmeye başladım. Dışarısının birazcık daha sessiz olduğu bir zamanda doğsaydım yine de bağımlı olur muydum? Daha dikkatli olabilir miydim? Daha kendisinin farkında bir insan?

(Biri sorar : ) Eski Yunan'da mı yaşamak isterdin?

Helenistik çağda diş bakımına ne gözle bakıyorlardı biliyor musun? Hayır, hayır ben çağdaşlığın mucizelerinin olduğu bir zamanda yaşamak isterdim. Her şeyin, bu kadar yoğunlaşmadığı bir dönemde.

(Mycroft'un sesini duyarız sonra :) Ne gibi mesela? 200 yıl önce mi?


Bunları yazan-yazabilen senariste sarılmak istedim sadece.

[Orijinalinde şöyle:My-my, my senses are unusually well, one could even say unnaturally keen. And ours is an era of distraction. It's, uh, a punishing drumbeat of constant input. This-this cacophony which follows us into our homes and into our beds and seeps into our into-into our souls, for want of a better word. For a long time, uh, there was only one poultice for my raw nerve endings, and that was, uh, copious drug use. So in my less productive moments, I'm given to wonder if I'd just been born when it was a little quieter out there, would I have even become an addict in the first place? Might I have been more focused? A more fully realized person?]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder