16 Aralık 2025 Salı

Study Group {스터디그룹} (2025) : En sevdiğim hikaye olabilir misin acaba


 Yoon Ga Min, Yoosung Teknik Lisesi'nin ikinci ya da üçüncü sınıfında bir öğrenci. Notları hep çok düşük. Ne kadar çalışırsa çalışsın sınavlardan hep düşük not alıyor. Aslında pek sevimli, pek sevgi dolu bir çocuk ama konu dersler ve hayat olunca biraz saflaşıyor. Yine de çok azimli, ilkokuldan beri düşük not alsa da deli gibi çalışmaktan yılmamış. Üniversiteye gitmeye kararlı, bu notlarıyla mümkün olmadığını görünce de aklına bir fikir geliyor. Bir çalışma grubu kurup, diğerleriyle birlikte çalışırsa öğrenebileceğini düşünüyor. Böyle biraz tuhaf bir çocuk olduğundan da hiç arkadaşı yok, tabi bir de bizdeki meslek lisesi tarzı bir yerde okuduğundan kimse ders çalışma derdinde değil. İdealist öğretmen Lee Han Gyeong'un da yardımıyla çok farklı kişiliklere sahip 5 kişilik bir çalışma grubu kuruyorlar kurmasına da hep yaşadıkları mahalle hem de okul çok tehlikeli bir yer. Öyle olunca da Yoon Ga Min, üniversite hayalleri için, ders çalışabilmek için, bu çalışma grubunu tüm tehlikelerden korumaya çalışıyor.


Böyle aşırı ilginç bir konusu olan Study Group {스터디그룹}, Shin Hyung Wook (신형욱)'un aynı adlı webtoon'undan uyarlama. 23 Ocak - 20 Şubat arasında yaklaşık 40-45 dakikalık 10'ar bölüm halinde TVING kanalında yayınlandı. Yayınlandığı zaman izlemiştim ben, bu sene başlarken izlediğim ilk dizilerden biriydi ve şok olmuştum. Bunca yıllık kdrama izleyici olarak gördüğüm hiçbir şeye benzemiyordu. İlk birkaç bölüm ben ne izliyorum böyle ya diye diye oturakaldım ekranın başında. Konusu okuduğumda ilginç gelmişti ama başlarken motivasyonum o değildi, hatta hemen hemen hiç motivasyonum yoktu. Bir on beş dakika bakar, sıkılır, kapatırım diyordum. Başroldeki Hwang Min Hyun'u son 3 yılda 3 dizide izlemiştim ve hepsinde de aynı sakin, durgun, üzgün, donuk adamı oynuyordu. Eski NU'EST vokalisti olarak seviyordum bir miktar kendisini tabi, çok düzgün çocuk diyordum. Burada da ne kadar oynayabilir ki diyordum, çünkü eh yani pek de oyunculuk yapamıyor gibiydi o 3 dizide de. Sonra Study Group'u açtım, birkaç bölüm izledim ve nasıl olabilir dedim. Nasıl olabilirdi bu çocuk burada bu kadar iyi? Sadece o da değil, diğerleri, tüm öğrenciler, ortam, öğretmenler, okul, çeteler...her şey nasıl böyle mükemmel bir şekilde bir araya gelmiş olabilirdi? Ben böyle bir şeyi nasıl bu kadar beğenmiş olabilirdim? Bu günleri de görecek miydim?


Çünkü burada izlediğimiz şöyle bir şey: Çetelerin kol gezdiği bir mahalle ve okulumuz var. Okulu yöneten bir çete lideri tarzında öğrenci var, babası aslında çok zengin bir çete lideri. Bu çocuk bir de puan sistemi kurmuş, okulda herkes birbirini dövüyor, sıralamada sizden üstte birini döverseniz yükseliyorsunuz, dövülürseniz düşüyorsunuz. Böyle manyak bir ortamda bizim Yoon Ga Min'imiz ders çalışmaya çabalıyor. Bu çalışma grubunu kurabilmek için de önce bir fazlasıyla dövüş yapmak zorunda kalıyor mesela. Hem öğrencileri ikna edip, gruba katılmaları için hem de sonrasında çalışma grubuna engel olmaya çalışanları durdurabilmek için. Bu arada tabi okulun eski bir öğretmeninin cinayetini çözmeye çalışıyoruz, her bir öğrencinin kişisel sorunlarını öğrenip, onları çözmeye uğraşıyoruz. Yani aslında kocaman bir dövüş ringinde aşırı samimi, aşırı iyi yazılmış ve çok da iyi oynanmış insan hikayeleri izliyoruz üstüne serpiştirilmiş absürtlük tozuyla.




Beni gerçekten çok şaşırttı bu hikaye. Tüm diziyi anlatmadan nasıl kendimi ifade edebilirim onu da bilemiyorum gerçi. Hem devamlı süregiden bir dövüş kavga kıyamet var, hem de tüm bunların arasında çok anlamlı insan ilişkileri var. Çocukların birbirlerine ısınıp, bir araya gelmeleri aşırı iyi yazılmış mesela. Her bir karakter önce çizgi roman gibi geliyor önümüze ama sonra o kadar katmanlı, o kadar nüanslı anlatılıyor ve oyuncular tarafından aktarılıyorlar ki o absürtlüğün, harala gürelenin içinde ağlıyoruz, gülüyoruz, hüzünleniyoruz, mutlu oluyoruz. Bir çizgi romanın sayfalarından kalkıp, o çerçeveden çıkıp, önümüzde gerçek birer arkadaşa, aileye dönüşüyorlar bizim için.


Aradan neredeyse bir sene geçiyorken ancak yazmaya oturabilmem çok kötü. Çünkü o kadar sevdiğim bir dizi ki bu, izlerken hakkında saatlerce yazabilirim diye düşünüyordum ve şu an klavyemden sadece çok seviyorum çok seviyorum ama aşırı seviyorum'dan başka bir şey çıkamıyor. Diziyi izlerken hissettiğim coşkuyu, biterken hayatımın en kötü dönemlerinden birini yaşamış olmamın ağırlığıyla toprağa gömmek zorunda kalmışım gibi. Neyse, hatırlamayalım. Demem o ki bu diziyi keşke ilk defa izliyor olsaydım diye düşünmeden edemiyorum. O anki mutluluğumu, o anki şaşkınlıkla karışık coşkumu ilk defa hissedebiliyor olmayı gerçekten çok isterdim. Bölümler başlarken ve biterken ve her bölümü izlerken duyduğum o enfes şarkıları ilk defa dinleyebiliyor olsaydım diye düşünüyorum.

(Bu şarkıya duyduğum andan beri aşığım öyle diyeyim.)

Ama neyse ki 2026 içerisinde ikinci sezonu geliyor! :D

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

2025'in Çetelesi (olmayan çetelesi)

Çok da hatırlamak istediğim bir yıl olmadı 2025 ama ne yapalım, işte buradayız. Çünkü ancak yazdığım zaman kafamın içindekilerden kurtulab...