11 Mayıs 2017 Perşembe

2010 yapımı Tangled

18.doğumgününe girdiği gün pek sevimli ve pek güzel Rapunzel'in annesinden tek bir isteği olur: Her sene doğumgününün gecesinde gökyüzünde uçuşlarını izlediği ışıkları görmeye gitmek. Çünkü Rapunzel bu zamana kadar en tepesinde yaşadığı o kule şeklindeki evinden hiç dışarı çıkmamıştır. Annesi dışarısı tehlikeli, sana göre değil der hep, kendi iyiliği için evde kalmasını tembihler. Çünkü Rapunzel'in upuzun, sihirli saçları vardır. Öyle ya dışarıdaki insanlar bunu öğrenirse onu kullanmak ister, Rapunzel'e zarar verebilirler. O yüzden annesi bu sefer de izin vermez çıkmasına. Ama annesi gittiğinde Rapunzel'in şansına, kader ağlarını örer ve krallıktaki en değerli tacı çalıp kaçmış olan yetenekli hırsız Flynn Rider ormanda askerlerden kaçarken Rapunzel'in kulesine giriverir. Biraz uğraştıktan sonra anlaşmaya varır iki genç. Flynn, Rapunzel'i ışıkları görmeye götürüp, kuleye geri getirecektir sağ salim. Rapunzel de ona tacı geri verecektir sakladığı yerden. Ve iki deli, yola çıkarlar, ikisinin de hayalleri ayrı ayrı, aynı yolda maceralara girişirler.
İnanılmaz güzel olmuş bu haliyle upuzun saçlı prensesimizin hikayesi. İ-na-nıl-maz güzel. Hakikaten artık senarist Dan Fogelman'ın mı maharetidir yoksa yönetmenlerin, Disney'in, prodüktörlerin mi, masalın bu hali, her bir karakter, diyaloglar...Her şey o kadar güzel ki, yerli yerinde ki. Eğleniyorsunuz, gülüyorsunuz, heyecanlanıyorsunuz, seviniyorsunuz, iç geçiriyorsunuz. Bir Disney masalından ne bekleyebilirseniz o geliyor önünüze. Fazlasıyla. Grimm kardeşlerin aktardığı haliyle Rapunzel'in hikayesindense, bu karmakarışık hale gelmiş masal çok daha keyif verici, mutlu edici ayrıca.

Bir de animasyon bile olsa, böylesi duyguları nasıl verebiliyorlar, o bakışlarla her şeyi nasıl anlatıyorlar, insanın aklı almıyor hakikaten. Kralın hüznünü iliklerinizde hissediyorsunuz. Kayıp prensesin bulunduğu haberini veren muhafızın bunu anlatışı, kralla kraliçenin bunu anlayışı...Gothel ananın (Rapunzel'in üvey annesi işte, onu kaçıran yani) o gerçekçiliği, o kötülüğü, o söylediği her şeyin altında başka bir şey olduğunu nasıl da anlatabiliyorlar bilgisayarda can bulmuş bir karakterler? Bir ata nasıl böylesi bir karakter yükleyebiliyorlar, bir at nasıl oluyor da tüm şovu çalabiliyor? İnsan saygıyla önlerinde eğiliyor.

Gördüğünüz gibi, okuduğunuz gibi, Tangled'a birçok yönden bayıldım. Bu şekilde devam ettiğim seri içindeki en iyilerden biriydi, Beauty&The Beast'e karşı objektif olabilsem belki de en iyisi diyebilecektim ama elimde değil orasını karıştırmayalım. Bir de Tangled'ı en en en güzeli - benim nazarımda - yapmayan yönü var ki orası da elimde değil. Çizim tekniği beni rahatsız ediyor bu türün. Yani çizim tekniği mi denir bilemiyorum tabi, artık nasıl isimlendiriliyor. Hani gözünüzün önüne bir Tangled'ı bir de Sleeping Beauty'yi Cinderella'yı getirin mesela. Fark ettiniz değil mi, anladınız dediğimi. Şimdilerde tüm eski çizgi filmleri de bu şekilde bir değişiklikten geçirmişler, yeğenlerle izlerken fark ettim geçtiğimiz yıl boyunca. Heidi mesela, benim izlediğim görüntüde değildi, bir tuhaf bir değişikti. İşte bu teknik, beni rahatsız ediyor. Soğuk geliyor, buz gibi. Çizgi film gibi değil, atari salonundaymışım hissi veriyor. Herşey çok balon balon duruyor, renkler öldüresiye parlak. Soğuk işte.

Ama siz bana bakmayın. Ben iflah olmaz nostalji bağımlısı, geçmişte bata çıka yürümekte ısrar eden ihtiyar ruh olarak böyle saçma şeylere takıyorum. İyisi mi Tangled'ı izleyin siz güzel güzel.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder