Seo Mi Rae kızımız bir webtoon prodüktörü olarak çalışıyor. Üniversiteden beri süren ilişkisi 3 yıl önce kötü bir şekilde bittiğinden beri kendini eve kapatmış gibi bir şey. İşe gidiyor, bir an önce evine gelip, sessiz sakin bir şekilde film izleyip, yemek yemek istiyor mesela. İş yerinde de etliye sütlüye karışmamaya, etkinliklere dahil olmamaya ve hiçbir sosyal bağ kurmamaya çalışıyor. Bir gün şirketindeki webtoonlardan biriyle alakalı olarak gelen bir sanal gerçeklik-oyun firması ona yeni çıkardıkları ürünü inceleyip, geri bildirim yapması için deneme sürümü veriyor. İsmi "hazır sevgili" olan bu oyunumsu şey, kadınların oyun içinde yer alan 900 tane erkekten birini seçerek o erkeğe ait olan hikaye içinde oyunu oynamalarına ve sanal randevulara çıkmalarına imkan veren bir tür sanal gerçeklik şeysi (hayal ettiysek gerçeği de olur yakında, fighting! :D ). Seo Mi Rae de açıyor oyunu başlıyor erkekleri denemeye.
Boyfriend on Demand, orijinal adıyla 월간남친 yani aylık erkek arkadaş, Netflix'te 6 Mart'ta 10 bölüm halinde yayınlandı. Tanıtımlarını ilk gördüğümde, kdrama izleyicisi olan pek çokları gibi yuhh neler oluyor diye ekrana bakmıştım. Başroldeki Jisoo'nun önünde neredeyse bildiğimiz tüm kdrama aktörleri geçit yapıyordu. Konusunu anlatırken de dediğim gibi bu sanal gerçeklik şeysi içinde 900 farklı erkek arkadaş profili olduğundan onların - neredeyse her birini - bildiğimiz bir aktör ile göstermeye çalıştıkları için çok şenlikli bir şey çıkmıştı ortaya. Diziyi izlerken de cidden aslında ana konudan çok şimdi hangi tanıdık hikaye içinde bayıldığımız bir aktör çıkacak ekrana diye beklerken buluyorsunuz kendinizi. Şöyle anlatayım: Asıl erkeğimiz Seo In Guk, sanal erkek arkadaşlardan biri Lee Soo Hyuk, biri Seo Kang Jun, biri Ong Seong Wu, bir hikayede Jay Park'ın kendisiyle de randevuya çıkabiliyorsunuz, başka biri Lee Hyun Wook, Le Sang Yi'yi de kısacık görebiliyoruz mesela, hele hele Lee Jae Wook de çıkıyor sanallardan biri olarak, Kim Young Dae geliyor sonra, Choi Si Won'u da karşımızda bulabiliyoruz en son. Öyle bir geçit, varın siz düşünün.
Tabi bu işin eğlencesini oluşturan kısmı. Şimdi doğruya doğruya, tanıtımları ilk gördüğümde bu durumla eğlenmiş olsam da ilk tepkim offf Jisoo mu ama neden şeklindeydi. Daha önce hiçbir dizisini izlemedim ama bunca yıllık kpop camiası hakimiyetimden tanıdığım Jisoo'nun oyunculuğuna ya da yeteneğine güvenmek pek akla yatkın gelmiyordu yani haliyle. Çok iyi bir konu ve hikaye var önümüzde ama Jisoo'nun sebebine hiç edecekler diyerek açtım diziyi yalan yok. Hatta başından sonuna izleyebileceğime bile pek ihtimal vermemiştim. Bir iki bölüm bakar, sinir olur, sonra sadece konuk oyunculara bakıp kapatırım diyordum. Ama şaşırdığım bir şekilde Jisoo beni hiç rahatsız etmedi izlerken. Hatta neredeyse iyi bile geldi.
Ama sanırım en beklediğim şey, hikayenin kendisinin bir şeyler ifade etmesiydi. Tamam, kabul, pek çok temanın üstünde durmadılar ki asıl durulması, irdelenmesi gereken şeyler onlar olabilirdi. Ya da genel anlamda bu hikayeyle ne mesaj verilmek istendiği üzerine çok da bir akıl birliği edilmiş gibi değildi. Ama yine de anlamlı bir hikaye anlatabilmişti dizi. Zaman zaman da insanı durup düşündüren anları yok değildi. Altı çok dolu olmasa da mesela Jisoo'nun canlandırdığı Seo Mi Rae kızımızın kendini iş yeri sosyalleşmelerinden geri çekme çabası, tüm zamanını alan işinden kendisine kalan 3 saati de kendisi için harcamak istemesi gibi şeyler bize aşırı aşırı tanıdık ve haklı gelen, izleyici olarak fazlasıyla bağ kurabildiğimiz durumlar olmasına rağmen pratikte izlediğimiz şeyle çok da ikna edici olmayabiliyordu. Bakıyoruz karakterimiz böyle hissediyor evet, ama onun bunun hissetmesi için çok da haklı bir gerekçesi yok. Gerekçesini geçtim, hareketleri veya konuşmaları veya davranışları pek de öyle istiyormuş gibi değil mesela. Karakterimize alabildiğine dışa dönük ve cüretkar bir kişilik verilmişken bir yandan da kendin soyutlama isteği ifade ediliyor ki kafada hiç oturmuyor.
Oysa erkek başrolümüz olan Park Kyeong Nam karakterimiz tam da böyle bir karakter. Hiçbir şeye karışmak istemiyor ve sadece işini yapıp, ses etmeden kaybolmaya çalışıyor. Ki benim bu hikayede en güzel yazıldığını düşündüğüm karakter oydu. Zaten kdramaların kadınlar tarafından bu kadar beğenilmesinin sebebi de bu bence. Kadınlar, çok güzel erkek karakterler yazıyor kdramalar için. Kadın karakterleri yazmada bu kadar iyi değiller ne yazık ki. Bu yüzden pek çok dizide ekrana yumruk sallamak istediğimiz kadın karakterlerle uğraşmak zorunda kalıyoruz. Saç baş yolduran kadın karakterlerle bizi neredeyse hikayeden soğutuyorlar çoğu zaman. Oysa bir kadının yazdığı bir erkek karakterin ne kadar dolu dolu olduğunu görebiliyoruz. Bu iyi yazılmakla kastettiğim tabiki yakışıklı ya da pamuk gibi erkekler değil, lütfen burada ciddi bir şey anlatmaya çalışıyorum. Karakter olarak, gerçek dünyada asla olmayan ama aslında tam da olması gereken kişilikler yazıyorlar. Burada da Park Kyeong Nam'ın her bir bakışının altı dolu, her bir hareketinin gerekçesini anlayabiliyoruz. Her şeyi bu kadar dolu dolu yazabilmek çok tatmin edici olmalı bir senarist ya da yazar için. Tabi karakterin bize bu kadar iyi geçebilmesinde tüm bu iletimi gerçekleştirmede mükemmel olan Seo In Guk'un da payı büyük. Ben kendisini ilk defa izledim bir dizide, dizilerine denk gelip, ıhıh sonra diye diye erteliyordum mesela. Oysa her rolünde böyleyse onu bir karaktere bürünmüş şekilde izlemek aşırı keyifli bir deneyim olmalı.
Yan rollerdeki oyuncularsa neredeyse her yerden tanıdığım insanlardı. Ve yaptıkları işte çok çok iyilerdi. Özellikle esas kızımızın kankasını oynayan Ha Young'u büyük ihtimalle buradan doğrudan başrollere geçmiş göreceğiz. Gong Min Jung'u ilginç webtoon yazarı olarak izlemek çok eğlenceliydi sonra. Ofisteki ekip de çok kısa ekran sürelerine sahip olsalar da çok tatlılardı. Ama özellikle Kim Ah Young'u artık böyle komedi özellikli yan karakterlerde görmek istemiyoruz hiçbirimiz. Kadın cidden çok tatlı ve güzel ve dahası yetenekli. Ama büyük ihtimalle hiçbir zaman başrol vermeyecekler.
Neyse, demeye çalıştığım gibi, aslında pek de kötü olmasını beklerken aşırı iyi olmasa da yine de iyi bir hikaye ve diziyle karşılaştım Boyfriend on Demand'i izlerken. Bence kesinlikle bu senenin hatırlanacaklarından.











Hiç yorum yok:
Yorum Gönder