Xena ve Gabrielle bu bölümde nerede olduklarını bilmediğimiz bir ormanda odun toplamaya çıkmış halde karşımızdalar. Gabrielle, Xena'nın kılıcıyla oynarken gelen geçen yolculardan haraç toplayan ya da onları soyan hırsız çetesi beliriyor. Bu yine çirkin görünüşlü adamlar topluluğunu Xena tabi bir güzel haklarken yan taraftaki çalıların ardından iki kapüşonlu adamın onları izlediğiniz görüyoruz. Gabrielle'in toyluğuna ve masumluğuna ağızları sulanan bu iki tip, haydi bunu alalım da Morpheus'un gelini olsun diyorlar. Bu orman içinden sonra kahramanlarımızı bu sefer de bir köye girmiş buluyoruz ki neresi olduğu yine belirtilmiyor. Bu köyde dolanırlarken Gabrielle kaçırılıyor, Xena da onu bulabilmek için yaşlı ve kör bir amcadan yardım alıyor. Morpheus'un rahiplerinin kaçırdığı Gabrielle elini kana bulayınca sonsuza kadar gelini olacağından Xena buna engel olmak için bir rüyalar alemi gibi bir şeye giriyor ve en büyük korkularıyla yüzleşerek Gabrielle'i bulmaya ve kurtarmaya çalışıyor.
18 Eylül 1995 günü yayınlanan bu ilk sezonun 3.bölümü, favorilerim arasında olmasa da hayatım boyunca aklımda tutup, faydalandığım hayatta kalmanın kuralları sahnesinden ötürü kalbimdeki yeri yine de başkadır. Xena, kendini savunmak için ille de kendisi gibi kılıçla savaşabilmeyi öğrenmesi gerektiğinde ısrar eden Gabrielle'e şu ünlü konuşmayı yapar:
“All right. The rules of survival. Number one. If you can run, run.
Number two. If you can’t run-- surrender, and then run.
Number three. If you’re outnumbered, let them fight each other, while you run.
Number four--”
Gabrielle “Wait-- More running?”
“No. Four is where you talk your way out of it, and I know you can do that. It’s wisdom before weapons, Gabrielle. The moment you pick up a sword, you become a target. And the moment you kill...Everything changes. Everything.”
Daha bu ilk sahneden de anlayabileceğimiz gibi Dreamworker bölümü Xena'nın felsefesine ilişkin ilk en büyük bölümlerden biri. Öldürmenin ve bunun insanı nasıl değiştirdiğine dair, hayatta kalmanın illa ki öldürmekle olmayacağına dair ve Xena'nın rüyalar aleminde en büyük korkusu olarak kendi eski benliğiyle yüzleşmesinden de anlaşılabileceği gibi insanın geçmişiyle ve olduğu tüm kişilikleriyle barışması gerektiğine dair çok güzel mesajları ve üzerine düşünülecek çok derin konuları olan bir bölüm. Özellikle sonraki sezonlardaki birçok bölümde de işleyecekleri yin-yang felsefesine de bir selam çakan bir bölüm bu. Xena'nın kendi karanlığını kabul etmesi ve dahası ondan yararlanabilmesinin mümkün olduğunu göstermeleri gibi bizim de her aydınlığın içinde bir karanlık ve her karanlığın içinde de bir aydınlık olabileceğini, ancak bu ikisinin içimizde barış ve uyum içinde var olduğu sürece bizim de dengede olabileceğimizi anlatan bir bölüm.
| Zamanın bütçesiyle ancak bu kadar bir Rüyalar Alemi oluyor |
Ayrıca sonraki 6 sene boyunca ikonikleşecek ve tüm Xena ve Gabrielle karakterlerinin asıl hikayesini oluşturan temellerin çakıldığı bir bölüm olması açısından da önemli. Xena'nın o meşhur göğüs ortasında taşıdığı hançeri edinişini izliyoruz mesela. Gabrielle'in kılıç sallamayan ve insan öldürmeyen bir savaşçı olarak ortaya çıkışına sebep olan temelleri çakışını izliyoruz sonra. Xena'nın Gabrielle'i kabul ettiğini ve ona önem verdiğini görüyoruz. Gabrielle'in ikisine de yolculukları boyunca yol gösterecek olan ahlaki ve manevi pusulasının ortaya çıkışına şahit oluyoruz.
Dediğim gibi kahramanlarımızın bu bölümün ilk sahnesinde de sonraki köy sahnesinde de nerede olduklarına dair bir isim geçmiyor. Ancak bir önceki bölümde şu aşağıdaki haritayı yapmıştım ve teorik olarak o işaretlediğim noktanın yakınlarında olduklarını varsayabiliriz:
Whoosh.org'daki yazılı senaryo ile çekilen senaryo arasındaki değişikliklerden bahsedildiği bölümde yazdığına göre Xena ve Gabrielle bölümün başında Antidoticus isimli bir köye gitmeye çalışıyorlarmış. Bunun için de Mystic Mountains'ı geçecek bir yol arıyorlarmış. O köyde de Three Graea adı verilen kahinlerle buluşacaklarmış. Tabi çekilen kısımda bunlar çıkarılmış. Antidoticus ismi hiçbir haritada yok ki pek de yer ismi gibi değil. Mystic Mountains da çok genel geçer bir ifade olduğundan mitolojide ya da antik Yunan'da bunun referansını bulmak pek mümkün değil.
![]() |
| Antonio Canova (1757 – 1822) tarafından yapılan Üç Cazibe, Victoria ve Albert Müzesi'nden. |
Three Graea dedikleri de aslında three graces olarak geçen üç cazibe tanrıçası. Hesiod'un Theogony'sine göre isimleri Aglaea, Euphrosyne ve Thalia. Zeus ile (Oceanus'un kızı olan) Eurynome'nin kızları oluyorlar. Bunların genellikle mitolojideki işlevleri Olimpos tanrılarının bir festivali eğlencesi falan olacaksa o zaman oralarda yer almaları. Afrodit ile ve çoğunlukla Hera ile ilişkilendiriliyorlar. Artemis ve Apollo ile de şarkı söyleyip, dans edilen ortamlarda yer alıyorlar. Tapınım olarak genellikle diğer tanrı ve tanrıçaların mabetlerinde onlara da yer bulunuyor ancak kendilerine ait de birçok kült merkezleri var. En eski tapınım yerlerinden biri Paros da dahil olmak üzere Kiklad Adaları. En önemli tapınakları olarak kabul edilen tapınak, kültlerinin kökeninin orası olduğu düşünülen Boeotia'daki Orkhomenos'taki tapınak. Ayrıca Hermione, Sparta ve Elis'te de bunlara adanmış tapınaklar var.
Ayrıca köydeki dükkandayken sanırım bir muhabbet sırasında şey konusu geçiyor. Kılıç için çeliğin İskender Bey'in Arnavutluk'taki mağaralarından geldiği gibi bir şeyler diyorlar sanki yanlış anlamadıysam. Ama tabi bu yerin coğrafi dedektifliğimizde bir önemi yok.
Şimdi bu bilgilere dayanarak bir tahmin yürütmeye çalışırsam şöyle oluyor: Önceki bölümde Melitea'dalar, sonraki bölümde de Lerna'da olacaklarını biliyorum, bu iki yer arasında bu Üç Cazibe tanrıçalarının tapınaklarından hangisi yer alıyor? Tabiki Boeotia'daki Orkhomenos'taki tapınak. Öyleyse haritamızda, yukarıdaki ilk iki yıldız arasında bir yerlerde olmaları gerekiyor.
Hikayemizin asıl konusunu oluşturan şey ise Morpheus'un rahipleri ve onun için aradıkları gelin. Morpheus'u hemen herkes Matrix'teki haliyle biliyor sanırım ama ondan çoook önce mitolojinin kapı gibi bir Morpheus'u vardı. Morpheus, rüya ruhları ve aynı zamanda kardeşler olan Oneiroi'nin bir parçası. Sadece o, tanrıların ve kralların rüyalarını etkileme yeteneğine sahip olduğu için Morpheus onların lideriydi. Kardeşleri ise insanlığın geri kalanını ziyaret ederdi. Tanrıların habercisi olduğundan kralların rüyalarında insan kılığında görünürdü. Uyku tanrısı Hynos'un oğluydu ve rüyaların tanrısıydı. Morpheus ismi, şekillendirici veya kalıpçı anlamına geliyor, çünkü uyuyana görünen rüyaları şekillendiriyor veya biçimlendiriyor.
Iliad'da, Morpheus genellikle Zeus'un Agamemnon'a gönderdiği isimsiz rüya ruhu olarak anılır. Şiirin bir noktasında Zeus, Achilleus'a zafer kazandırmak ister. Bunu yapmak için Agamemnon'un aşağılayıcı bir yenilgiye uğraması gerekir. Bu nedenle Zeus, Agamemnon'u felaketle sonuçlanacak bir strateji hatası yapmaya sevk eden sahte bir umut rüyası iletmesi için Morpheus'u gönderir.
![]() |
| Morpheus Awakening as Iris Draws Near - René-Antoine Houasse (1645-1710) |
Başka bir Yunan mitinde, gökkuşağı tanrıçası ve tanrıların bir diğer habercisi olan Iris, Morpheus'u Hera'nın emrini yerine getirmek üzere çağırır. Tanrıların kraliçesi Hera, Morpheus'tan Ceyx'in ölüm haberini Alcyone'ye iletmesini ister. Ovid, Metamorfozlar adlı eserinde, Iris'in uyuyan tanrıyı uyandırıp emrini iletmesini anlatan bu miti anlatır. Bu sahne, sanat eserlerinde de baya bir popüler açıkçası.
Yunan mitolojisinde Morpheus'un evi, yeraltı dünyasındaki Erebus'ta. Babası ve kardeşleriyle birlikte yaşadığı evin kapıları, davetsiz misafirlere en kötü kabuslarını gösteren canavarlar tarafından korunuyor. Morpheus'un uyuduğu mağara (ve bu tanrı zamanının çoğunu uyuyarak geçiriyor haliyle) haşhaş tohumlarıyla dolu. Antik Yunan'da haşhaş tohumları ağrı kesici olarak kullanılıyordu, ancak yan etkisi yoğun uyuşukluktu. Morfin ilacı yaratıldığında, Morpheus'un adı uyku verici güçleri ve çağrışımları nedeniyle bunun için kullanılmış yani.
![]() |
| Morphée, Jean Antoine Houdon, 1777. Louvre Müzesi'nden. |
Rüyalar Diyarı'nın ayrıca iki kapısı olduğu söylenir - biri fildişinden, diğeri boynuzdan. Antik Yunan'da fildişi "ἐλέφας" aldatmayla "ἐλεφαίρομαι", boynuz ise "κέρας" gerçekle "κραίνω" ilişkilendirilirmiş.
Yani Morpheus'a ait mitlerin hiçbirinde ona adanan bir gelin veya masumiyetini kaybetmemiş genç kızların seçilmesi ile ilgili bir şeyler yok. Senaristlerimizin yine mükemmel hayalgüçlerini çalıştırdıkları bir bölüm bu.
| Sözde Morpheus rahibi Manus |
Bölümde görünen karakterlerin isimlerine göz atacak olursak, ilk karşılaştığımız isim Manus. Morpheus'un rahibi olarak görünüyor. Mitolojiye ait bir isim değil, aksine Latince. Sanırım tıpta da el ya da elin bir kısmı için kullanılıyor. Çünkü İtalyanca'da da İspanyolca'da da mano=el demek. İkisi de Latince'den çarparak çıktıkları için mantıklı.
| Eski bir Mystic olan kör amca Elkton |
Sonraki karşılaştığımız isim, eski bir mistik olan kör adam Elkton'ın ismi. Amerika'daki pek çok kentin kasabanın ismi olan bu isim de Yunan mitolojimizde geçmiyor.
Ardından Xena'nın rüyalar aleminde eskiden öldürdüğü insanlarla karşılaşmaya başlıyoruz ve ilk karşılaştığımız Mesmer isminde bir adam oluyor. Mesmer ismini öncelikle "mesmerizm"e adını veren ve 18.yüzyılda yaşamış hekim Franz Anton Mesmer'de görüyoruz. Yani bir Alman kökenli isim diyebilir miyiz? Behindthename'e göre diyebiliriz. Hatta şöyle de diyor web sitesi: "Orta Yüksek Almanca'da "bıçak" anlamına gelen messer kelimesinden türetilmiş, bıçak yapımcısı için kullanılan meslek adıdır. Bu adı taşıyan ünlü isimlerden biri, "hayvan manyetizmi" teorisiyle tanınan ve bu teori daha sonra hipnoz alanına dahil edilen Alman doktor Franz Mesmer'dir (1734-1815)." Yani yine bulamadık mı mitolojide?
Ardından bir başka ölü, Baruch ile karşı karşıya geliyoruz ki bunu daha araştırmadan bile Alman diyesim geldi, neyse. Bunun için de şöyle yazıyor: İbranice בָּרוּך (Baruḵ) isminden gelir ve "mübarek" anlamına gelir. Eski Ahit'te bu, peygamber Yeremya'nın kâtibi ve yardımcısı olarak görev yapan bir arkadaşının adıdır. Deuterokanonik ('İkinci bir kanona ait, onunla ilgili veya onu oluşturan' demekmiş ki woow) Baruh Kitabı'nın onun tarafından yazıldığı varsayılır. Ünlü bir taşıyıcısı ise Hollandalı-Yahudi rasyonalist filozof Baruh Spinoza'dır (1632-1677). Hah şimdi burada Spinoza'yı hatırlayanlar el kaldırsın! Hani geçenlerde bahsettiğim Irvin D.Yalom'un kitabındaki Spinoza bu. (şurada)
Baruch isimli bu hayalet Xena'ya iki kardeşinin isimlerini söylüyor sonra. Septim ve Valius. Latince'de septem=yedi sayısı anlamına geliyor ama Septim uydurma olmuş. Valius da her ne kadar pek Latince ve karizmatik bir isimmiş gibi dursa da Litvanyaca. Ya da Litvanca. Litvanya'da konuşulan dile ne denildiğini bugüne kadar hiç merak etmemiştim. Neyse. Bu soyadını taşıyan bir ressam bile var ama sözlüğe göre irade demekmiş.
Ardından Dolas geliyor. Senaristlerin böyle habire Latince, İspanyolca falan esintili isimler uydurma çabası takdire şayan aslında. Neyse. Bu isim de mitolojide yok ama sözlüğe göre İskoç dilinde oyuncak bebek demekmiş. Ama belki "dolos"tan yola çıkarsak Antik Yunanca δόλος (dolos) kelimesinden türetilmiş dersek ve kelimenin tam anlamıyla "yem" anlamına gelebilir; mecazi olarak ise "aldatma, hile, ihanet, kurnazlık" anlamını taşır. Klasik mitolojide bu, kurnazlık ve hilekarlığın kişileştirilmiş hali olan, titan Prometheus'un çırağının adıydı. Dolas, kardeşi Linius'tan bahsediyor bu sırada. Ki Linius kelimesi de yine Litvanyalıların dilinde keten anlamına geliyor. Senaristlerin arasında Litvanyalı mı vardır nedir?
| En büyük korkusunun korkunun kendisi olduğunu anlayan Harry Potter gibi Xena da en büyük korkusunun içindeki karanlık yanı, yani aslında ta kendisi olduğunu anlıyor |
Bu arada kör adamın Xena'yı rüyalar alemine sokmak için kullandığı yağın ismi N'Kama yağı olarak geçiyor bölümde. İlk bakışta ulan acaba Yeni Zelanda'da çektikleri için oradaki şeylerden mi ilham aldılar diye düşünüyor insan ama bu isimde gerçekten bir yağ ya da bileşen yok. Çok aşırı alakasız ama Monduone N'Kama diye eski bir futbolcu var, yaşına bakılırsa bölümün yayınlandığı dönemde hala aktif futbol yaşamı sürüyor ya da yeni sonlanmış olabilir. Kendisi Zaireli imiş, Zaire diye bir ülke yok şu anda. Çok anlayamadım olan biteni ama sanırım Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin eski isimlerinden biriymiş ya da bir süre oranın içerisinde yer alan bir ülkeymiş. Neyse zaten N'kama ismine baktıkça daha da çok Afrikalı gibi gelmeye başladı, mantıklı. Ama Xena dünyamız için değil.
Ardından Gothos isimli bir hayalet ile karşılaşıyoruz. Haliyle Latince "Gotlar" demek oluyor. Bir başta Latince esintili isim daha.,
Sonunda Termin ile yüz yüze geliyoruz. Xena'nın öldürdüğü ilk adam bu. Xena'nın dark side'a giden yolunun ilk taşı. Latince terminus'tan türetilmiş diyebiliriz çünkü Almanca'da termin tam olarak randevu, son tarih gibi anlamlara sahip. Terminus Latince'de "sınır, hudut, son" anlamına geliyor. Aynı zamanda Roma'nın sınır tanrısının adı. Bu, sınırların tanrısının bayramı olan Terminalia, 23 Şubat'ta kutlanırmış. Bu, Romalıların 1 Mart'ta yeni yılı kutlamalarından önceki son dini bayram günü oluyor. Böylece dini yılın son noktasını işaret ediyormuş. Terminus'un Yunan mitolojisinde karşılığı yok, ancak Charon sınırların Yunan tanrısı, tıpkı Terminus'un Roma mitolojisinde sınırların tanrısı olması gibi. İskandinav mitolojisindeki karşılığı ise Heimdall dersem sanırım daha çok ışıklar yanacak.




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder