25 Ocak 2018 Perşembe

{2018 Oscarları} Oscar Amcayla yolculuğumuz

En başından beri burada olanlar az çok hatırlar. Oscar ödülleri benim için önemlidir. Yok öyle ödüllerin veriliyor oluşu, kime neye verildiği falan değildir benim için önemli olan. Yani bana ne körler sağırlar birbirini ağırlar?! Her sene bu vesileyle normalde kendim seçip de izlemeyeceğim filmleri izlemek için bir sebep yaratmış olurum kendime ve bu sebeple beraber, normalde izlemeyeceğim, gözden kaçırabileceğim filmleri izlemiş olurum. Neden önemlidir bu filmleri izlemek, çünkü bazen hakikaten de çok sevebileceğim şeylere denk gelirim onları izlerken. Neveland'den anlaşılacağı üzere film zevkim biraz önyargılar, biraz da sabit düşünceler barındırdığından çoğu zaman aslında hoşuma gidebilecek filmleri kaçırabiliyorum. Aa yoohh ben onu hayatta izlemem diye tutturduğum çok oluyor. Halbuki kriterlerimin dışında da şahane şeyler olabiliyor. İşte Oscar'lar da biraz bu şansı veriyor bana. Eee bir dolu festival var ödül var o zaman onlara niye bakmıyorsun diyebilirsiniz. Haklısınız da, yine gayet sabit fikrimle ördüğüm duvarlar burada devreye giriyor. Oscar ödülleri (ve töreni) her daim daha bir cafcaflı daha bir parıltılı ya, eh ben de insanım ya. Bu sene hayatımın herhangi bir döneminde olduğumdan çoook daha bomboş olduğumdan ötürü (hem de bu seneki törene konu olacak geçen senenin sinemasına dair tüm senelerde olduğundan çok daha fazla cahil olduğumdan ötürü - bununla geçen sene ömrümün en sinemasız yılı olduğunu belirtmeye çalışıyorum) tüm olayı daha bir keyifle takip ediyorum. Salı günü adayların açıklanmasına dair yayını mesela canlı olarak internetten verdiler, bir çok yerin youtube kanalı üzerinden ve hatta oscar.org'un resmi youtube kanalından da. Yemeğimi hazırlarken bir yandan da onu izledim.
Filmleri izleme konusunda da yine önceki senelerde az çok başarmaya çalıştığım şeye kalkışmam bu boşluktan ötürü zor olmayacak sanırım. Neverland'de çılgınca Oscar incelemelerine giriştiğim çok oldu. Hemen sağ sütundaki etiket listesi içinden Oscar etiketine tıklayıp inceleyebilirsiniz isterseniz. 2011'deki en iyi film adaylarının tamamını izleyip yazmışım. 2012'deyse sadece iki film izleyip yazabilmişim. 2013'teki depresyonumu hatırlıyorsanız, o senenin boşluğu gayet açık (çok sonra, önceki sene herhalde 2013'ün kazananı Argo'yu izleyip yazmışım gerçi). 2014 ve 2015'te sadece adayları duyurmakla yetinmiş; 2016'da da sadece bir adayı sonradan izleyip yazmışım. Bir de 2010 adaylarını iki eksikle yazdığım incelemeler var ki, önceleri bunların burada ne işi var diye uzunca bir süre ekranıma anlamsızca baktım. Önceki blog denemelerimden kalma yazılardandı sanırım diye sonra kendimce açıklama getirdim. Onları da yine 2011'de yazmışım.
Bu sene neyse ki 9 aday var bir nebze olsun daha kolay olacak. Gerçi zaten açıklanmalarının üzerine hemen bir tanesini izledim, Call Me By Your Name'i. Geriye kalanlardansa iki tanesini, Lady Bird ile Phantom Thread'i online izleyecek kaynak bulamadığımdan ve ikisi de baharda bizde vizyona girecek olduğundan, izlemem mümkün olmayacak. Kaldı mı 6 film. Dunkirk, The Post, Three Billboards Outside Ebbing Missouri, Darkest Hour, Get Out, The Shape of Water. Yani bunlara baktığım zaman normalde yalnızca Dunkirk gibi bir filmi seçip izlerdim ben ama şimdi diğerlerini de görme şansım olmuş olacak ve değişik tecrübeler olacak benim için.

Biz neyle uğraşıyoruz bu neyle uğraşıyor diyor olabilirsiniz, ben de ara ara diyorum kendime ama her gün haberleri korka korka açarken ya da abimden kötü bir haber gelmeyecek bugün diye günleri geçirmeye çalışırken sanırım akıl sağlımı korumamı sağlamanın benim için yollarından biri de bu.

2 yorum:

  1. filmlerin hiç biri çok ilgimi çekmedi ama bakalım seyrederim sonra yavaş yavaş..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En azından şöyle bir bakmanı tavsiye ederim kim bilir belki güzel gelenler olabilir. Ben de bu düşünceyle izliyorum :p

      Sil