5 Ağustos 2014 Salı

"Bizim gibi okumuş yazmış insanların kendilerini evrenin düzeninde gerekli bir unsur olarak görmesi, cahillerin batıl inançlarına eşit. Dünya düşüncelerle değiştirilemiyormuş. Az düşünce üreten kişiler daha az hataya maruz kalıyorlar, onlar herkesin yaptığını izliyorlar, kimseyi rahatsız etmiyorlar, başarıyorlar, zenginleşiyorlar, iyi pozisyonlara ulaşıyorlar, milletvekilleri, şöhretli edipler, akademisyenler, gazeteciler oluyorlar, ödüllere, nişanlara boğuluyorlar. İşlerini böyle iyi yürütene aptal denir mi? Aptal benim, yel değirmenleriyle savaşmaya kalkan ben."
[Pek sevdiğim, en sevdiğim Umberto Eco'nun Prag Mezarlığı'ndan bu satırlar. Bir zamanlar yazmışım buraya, tekrarlamak, hatırlamak istedim.]

2 yorum:

  1. Ne de güzel söylemiş. Anlamı gerçekliğiyle eşit.

    YanıtlaSil
  2. Ooo.. yavru kuş sahalara hızlı bir dönüş yapmış : )

    Yazarın bu tatlı-buruk (bkz bitter-sweet) tespiti yerinde olsa da, bir de madalyonun diğer yüzü var.

    Hikayeci gibi bazı canlar sürüden farklı olma, ulusal olmasa bile kişisel devrimler yapma dürtüsüyle hayata geliyor. Bunlar "Game Changer"lar. Bir de az irdeleyip mevcut çerçeve içinde çok başarmak güdüsü ile gelenler var. Bunlar da "Game Winner"lar.. İkisi de doğru değil, yanlış değil. İkisi de gerekli. Star Craft oyununu yaratan Blizzard ekibi kadar, binlerce kişinin manyakça izlediği turnuvalar yapan pro-level oyuncular da önemli. İlk grup hayatı dikeyde zenginleştiriyorken, ikinci grup yatayda zenginleştiriyor.

    Sorun şu ki, "Game Changer" yolu çetin bir yol. Yalnız da olsa yürünmesi gereken bir yol. Yeri geldiğinde yel değirmenleriyle savaşa tutuşmak gereken bir yol. Sonunun da her daim selamete çıkma garantisi yok... O yüzden pek az can bu misyonla geliyor dünyaya. Daha da azı bu derin dürtüye göre yaşayabilecek cesareti/gücü/desteği bulabiliyor. Bu zat-ı muhteremlerin hepsi, doğaları gereği ortalamanın üstünde potansiyel sahibi oldukları için, kendi doğalarına uygun yaşayamasalar bile "başaranlar"ın dünyasında başarılı olabiliyorlar. Tabi genelde bu isteksizce katıldıkları oyunda en tepeye yükselme hırsları olmadığından, ortalamada ya da az üstünde bir yerlerde kalıyorlar. Gel gör ki, bu hayat onları içsel olarak doyurmadığı için açlık içinde yaşlanıp gidiyorlar...

    YanıtlaSil