Bugün işyerinde bir arkadaşım açtı bunu. Kafamı, ruhumu ele geçirmiş bir halde stres, olabilecek en saçma sapan işlerden bir tanesine gömülmüşken, o bildik, tanıdık, kadife yumuşaklığındaki ses uzandı ansızın. "Gitme gitme, gittiğin yollardan dönülmez geri...gitme gitme, el olursun sevdiğim, incitir beni..." Kendimi bir anda oradan, bulunduğum yerin dibinden çoook uzaklarda bir yerde hissettim. Bazen insanın böyle kim olduğunu, nereden geldiğini, o yollardan nasıl geldiğini hatırlatan şarkılara, seslere ihtiyacı oluyor sanırım. Oluyormuş yani, bugün gülümseten bir hüzünle fark ettiğim gibi.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Previously on Neverland : March Drizzles
Yağmurlarla sonlanan bir Mart oldu. Bir de oturup, kendimi, kafamı dinlediğim. Belirli tarihleri beklediğim. Acele etmediğim. Hiçbir yere k...
-
20li yaşlarındaki Kim Sol Ah (esas kızımız kendisi) bir tasarım şirketinde çalışıyor, tüm gün oturup müşterilere, firmalara, şirketlere f...
-
Çoook eskiden, şimdinin Polinezya diye adlandırılan adalarından birinde, ada halkının şefinin sevimli mi sevimli kızı Moana, babasının t...
-
Joseon Dönemi'nde bir zamandayız. Krallığın başkentinde Sim Jung Woo isimli kahramanımız, devlet sınavını en genç yaşta en birinci olara...
Bu günlerde Fikret Kızılok, Bülent Ortaçgil, Orhan Atasoy, Zuhal Olcay gibi türkçe müziğin apayrı dünyalarına takılmışken nasıl oldu da Ezginin Günlüğü'nü es geçtiğimi farkettim yazıyı okuyunca.
YanıtlaSilÇok severim bu şarkıyı. Merhem gibi bütün şarkıları zaten. Gerçek manada "iyi geliyor"
ah fikret kızılok'u hatırlattığın için teşekkür ederim, ben de ondan devam edeyim şimdi.
Sil