12 Ekim 2016 Çarşamba

Roma'da bir güzel Yunan mutfağı : Elleniko

Roma'ya geldiğimden beri - bugün itibariyle tamı tamına 38 gün oldu - çeşitli yemekleri, çeşitli yerlerde denedim. Marketten malzemeleri alıp evde makarna, pilav, brüksek lahanası, brokoli, karnabahar, ıspanak, balık, tavuk falan yapıyoruz zaten. İranlı ev arkadaşım da bir kez bir İran yemeği pişirip tabaklarımıza tıka basa doldurmak suretiyle ikram etti. Piazza Spagna'nın dibindeki Pastificio'dan bir dolu makarna alıp elime, Chanel mağazasına karşı çöküp de yediğim de oldu, Piazza Barberini'ye karşı Pepy's'ye oturup, Pina Colada ile Margherita pizza yediğim de. Sokak aralarında, yol üstünde karşınıza çıkıveren dilimlik pizza satan yerlerden elime pizza alıp yiyerek yürüdüm de, vahşi batı temalı restaurantta Arjantin'den getirilmiş sığırların etinden yapılmış hamburgeri, kızarmış patatesi löp diye mideye indirdiğim de (Tabi bir de hepsini şimdiye kadar cebimden yemiş olduğumu hatırlayınca herhalde tüm paramı yemeğe vermiş olduğumu fark ettim, çok sağol ab ofisi, avrupa birliği, çok teşekkür ederim şimdiye kadar hibemi hala yatırmadığınız için.). Ama hiçbiri, hiçbir ısırık, hiçbir lezzet, hiçbir mekan Elleniko'nun yaptığını yapamadı bana.
Evimde hissettim ya hayatımda ilk defa. Ev diyorum bakın ki bununla Türkiye'yi falan kastetmediğimi biliyorsunuz. O ufacık, mavi masalı, uzun tabureli, duvarlarında Knossos Sarayı'ndaki mozaiklerden parçalar olan, ara ara insanın içine işleyen yunan müziği melodileri kulağınıza çalınan mekanda oturduğum iki seferinde de kendimi mutlu, güvende, evimde hissettim. Saçma geliyor halbuki. Yani tamam Yunan yemekleri bizimkilere benziyor, tatlarımız hemen hemen aynı falan o teraneyi geçtim de, İzmir'de doğmuş bir Karadenizli olarak hayatımın üçte ikisini Ankara bozkırında geçirdim ben. Dibine kadar Anadolu kültürü içinde büyüdüm, o kültürde kendimi evimde hissetmem lazım değil mi? Hayır Ege mutfağı falan diye bir isteğim de olmamıştı bu yaşıma kadar. Yazları halamın sofraya getirdiği zeytinyağlıları ısıtsak mı acaba bunları diye bir mücadele edip yedim ben hep (soğuk olunca yemekmiş gibi gelmiyordu bana, evet 45 derece sıcaklıkta bile.). Ama tamam Elleniko'da da öyle Ege mutfağı yok da, diğer her şey, nasıl desem, muhteşem yahu.
Misal, ilk gidişimizde Pita con Souvlaki (pollo) yedik (pita ekmeğinin içinde tavuk parçaları, marul, domates, patates kızartması ve mükemmel lezzette yoğurtlu sos). İnanılmazdı. Anlatamıyorum bile. Mutluluktan ağlıyor insan. Ortamıza beşlik Dolmades aldık (bildiğimiz sarma yahu, ama yanında süzme yoğurtla). İkinci gidişimizde ben Mousaka'yı denedim (bir sıra patlıcan üzerine kıyma onun da üstünde beşamel sos, gayet güzel). Arkadaşım da Piatti di Souvlaki (pollo) denedi. Tavuk şiş tabağı yani. Fena görünmüyordu ama tavuk parçaları biraz sertti, zor çiğneniyordu. Elleniko'da 4 çeşit tatlıdan 3'ünü denedik şimdiye kadar. İlk seferinde Baklava ve Kadaifi yedik, baklava ve kadayıf yani. Ama ikisi de sırf vanilya yiyormuşuz hissi verdi. İkinci seferde Galaktoboureko denedik, o biraz daha iyiydi (bu da bence bizim laz böreği. çünkü baklava yufkası içinde muhallebiden oluşuyor, tek farkı laz böreğinde ben şimdiye kadar tarçın koklamadım hiç.).
Çalışanlar da ayrı bir mutluluk kaynağı. Yani hem çok güleryüzlü ve iyi davranıyorlar, hem de nasıl desem, böyle bir ortamdaki havayı, enerjiyi hissedersiniz ya, böyle ordaki o insanların yaydığı enerjiden etkilenirsiniz ya, hah işte Elleniko'da çalışanlar böyle o kadar huzurlu bir enerji yayıyorlar ki. İster istemez içiniz o rahatlık, o gevşemişlik, o huzurla doluyor.
Bilet ve vakit bulup da gidebilirsek Yunanistan'a gittiğimizde asıl oradaki yemekleri deneyeceğim ama hiçbiri yine de Elleniko'daki hissi verir mi bilmem. O yüzden şimdilik sizi internetten bulduğum resimleri gösterip, Elleniko'da ilk seferinde otururken dinlediğimiz sevimli bir şarkıyla baş başa bırakacağım.

(Zomato'dan Elleniko menüsü)
TripAdvisor

TripAdvisor

TripAdvisor
TripAdvisor

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder