15 Mart 2015 Pazar

Friedrich de la Motte Fouqué'nin "Undine"si

Su perisi Undine, onu bulup büyüten yaşlı çiftin yanında tüm hınzırlıklarına devam ederken günlerden bir gün yolunu şaşırıp, gölün kenarındaki evlerine düşüveren yakışıklı şövalye Huldbrand von Ringstetten'i görüp aşık oluverir. Şövalye de kayıtsız kalamaz bu dünyalar güzeli, hatta dünya dışı güzellik karşısında. Tüm tuhaflıklarına ve ele avuca sığmaz hallerine rağmen şövalye Undine ile evlenmek ister. Yaşlı çiftin kulübesinde mahsur kaldığı süre içinde oraya yine fırtınalı bir geceden dolayı ulaşan bir rahip sayesinde evlenirler. O bıcır bıcır su perisi Undine, evlilikle birlikte durulur. Sanki ölümsüz ruhunu, aşkı için bu genç şövalyeye feda etmiş gibi görünür. Ama bu bildiğimiz peri masallarından değildir; su perisi Undine'nin hikayesi aşık olmasıyla mutlu sona ulaşan bir masal olmaz. Aşkın nasıl ölümsüz bir ruhu bile mahvettiğini anlatır bu masal.
Motte'nin kendisi bir baronmuş efenim aynı zamanda.
resim wikipedia'dan.
Motte'nin - ki o bir sayfa süren isminden dolayı ben yazara sadece böyle hitap edeceğim - 1809'da yazdığı Undine'si önceki okuduğum birbirinin hemen hemen aynısı gotik hikayelerden sonra ilaç gibi geldi. Evet alabildiğine hüzünlü bir masal anlatıyor Motte. Bir masal okuduğunuzun bilinciyle ve tabi ilk başlarda Undine'nin hınzırlıklarıyla, o sevimli havayı bekliyorsunuz çoğunlukla. Ama bu karanlık bir masal. İnsanlara benzeyebilmek, onlardan biri olabilmek için bir ruh edinmesi gereken ve bunun için de aşık olmak isteyen Undine'nin, aslında insan olmanın ne demek olduğunu, bir ruha sahip olmanın acısını ve ıstırabını keşfedişini anlatan bir masal. Motte de sanki Undine ile birlikte bizim de çektiğimiz acıyı anlar gibi, öyle yumuşak öyle okşar gibi yazıyor anlatacaklarını.
Bu hikayeyi yazan, ondan etkilendiği için yazdı, başkalarının da aynı şekilde etkilenmesini ister. Onun için sevgili okur, bir lütufta bulunmanı diler senden. Oldukça uzun bir zaman diliminin kısa sözlerle, o zaman zarfında yaşananları, genel hatlarıyla anlatmış olmasını hoş görmeni ister. Yoksa, o da bilir (...)sanatsal bir biçimde, adım adım örerek anlatmayı. - Yazar, bütün bunların düzgün bir biçimde ayrıntılı olarak anlatılabileceğini, belki de öyle yapılmasının daha doğru olacağını pekala bilir. Ama bu acıyı yüreği kaldırmaz. Çünkü kendisi de buna benzer bir şeyler yaşamıştır, onların anılarından, anılarının gölgesinden bile ürkmektedir.
Benzer duyguları muhtemelen sen de tatmışsındır sevgili okur. Ölümlü insanın kaderinde vardır bu. Eğer acı çektiren değil de, acıyı çekensen, ne mutlu sana. Zira bu konuda almak, vermekten daha kutludur. Sonraları, bu türden hatırlatmalarda, ruhuna sevgiyle yüklü bir sızı dolar usulca. Bir zamanlar gönül vermiş olduğun, kurumuş çiçek bahçeleri için yumuşacık bir gözyaşı süzülür yanağından. Bu kadarı yetsin şimdilik; binbir savruk darbeyle yüreğimizi daha fazla dağlamayalım, kısa keselim.
Undine, hüzünlü karanlık bir masal dediğim gibi. Ama Motte'nin bunu anlatmayı seçtiği yol, inanın okumaya değiyor.

Kitabın bendeki Can Yayınları'ndan 2011 baskısı olan Zehra Kurttekin çevirisinin arkasında 8,50 tl yazıyor. Nette gördüğüm diğer tüm fiyatlar bunun üzerinde.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder