19 Ocak 2015 Pazartesi

Dinozorları geri getirmek mümkün olmasa da

Michael Crichton’ın aynı isimli eserinden uyarlanan Jurassic Park çok ciddi bir çalışmanın ürünüdür. Crichton, bu eseri yazarken biyoloji üzerine sıkı bir araştırma yapmıştı. Filme göre, dinozorların kanını emen sinekler (ya da sineklerin 65 milyon önceki atası her ne ise) kehribarın içinde mahsur kalırlar. Böylece hiç bozulmadan günümüze kadar korunurlar. Bu sayede bilim insanları, bozulmamış dinozor DNA’sı elde ederler. Klonlama yoluyla deve kuşu yumurtasının genetik kodunu silip yerine dinozor türünün genetik kodunu yerleştirirler. Çünkü dinozor yumurtasına en yakın büyüklükteki yumurta, devekuşu yumurtasıdır.Bu fikir teknik olarak uygulanabilirdi. Hatta farklı türlere uyarlayarak mamutlar, neanderthaller ve diğer bütün yok olmuş türler geri getirilebilirdi. Bu nedenle Jurassic Park oldukça gerçekçi bir filmdi. Fakat 2012’deki bir keşif bunu değiştirdi. Moa adlı nesli tükenmiş bir kuş türünün (devekuşuna benziyor) fosilleri üstünde yapılan bir araştırma, DNA molekülünü oluşturan bağların yarısının 521 yılda kırıldığını (yani DNA’nın yarısının çözündüğünü) gösterdi. Kısacası DNA’nın yarılanma süresi 521 yıldır. 1042 yıldaysa DNA’nın dörtte biri kalacaktır. Elbette saklama koşullarına bağlı olarak bu süreyi uzatmak mümkün, fakat ideal koşullarda (-5 santigrat) bile bunun bir sınırı var, en fazla 6,8 milyon yıl içinde DNA tamamen yok olacaktır. Bu durumda, 65 milyon yıl önce yok olan dinozorları geri getirmek imkansızdır.
(Kayıp Rıhtım'daki En Bilimsel Bilimkurgu Filmleri dosyasından, bence okuyun, güzel bir pazartesi olsun.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder