20 Ağustos 2012 Pazartesi

Arthur Conan Doyle'un Kayıp Dünya'sı

Kütüphanede yepyeni basım Sherlock Holmes'ları görünce eh artık bir okuyayım neymiş ne değilmiş dediğimi anlatmıştım daha önce. Martı Yayınları'nın yaptığı eli yüzü düzgün Sherlock derlemelerinden ilki olan Akıl Oyunlarının Gölgesinde'yi hakkıyla okuduktan sonra ikinci cilt Suç Detayda Saklıdır'ı baya bir bekledim (En son ben rezerve etmişim kitabı o derece). O arada Sherlock'u yaratan bu beynin (bu İskoçyalı azıcık da İrlandalı beynin) başka neler ortaya çıkarmış olduğuna bakayım dedim.
Kayıp Dünya (The Lost World) Arthur Conan Doyle'un 1912'de Strand Magazine'de yayınlanan romanı. Sherlock ve Watson'ı içeren ilk hikayesi ise 1890'da ortaya çıkmış. Doyle en çok Sherlock hikayeleriyle bir kariyer edinmiş olsa da, arada diğer işlerine yoğunlaşmak istemiş. Sonuçta ortaya Profesör Challanger serisi olarak adlandırabileceğimiz ve çağdaş bilim-kurgunun atası sayılabilecek kitaplar çıkmış. The Lost World-1912, The Poison Belt-1913, The Land of Mist-1926, The Disintegration Machine-1928 ve When the World Screamed-1929.
Benim kütüphanede bulduğum baskı Elips Kitap'ın Milli Eğitim Bakanlığı 100 Temel Eser Dizisi'ne dahil olarak çıkardığı nisan 2009 basımı Volkan Yazman çevirisi. Cep boyundan bir boy daha büyük diyebileceğimiz boyutta, 261 sayfalık ufacık bir kitap. Çeviri oldukça iyi, basım hataları da yok denecek kadar az. Beni şaşırtan ortaöğretimde böyle kitapları temel eserler arasına almış olmaları. Vay be, bizim zamanımızda hiç yoktu böylesi. Ben oturup 3.sınıf bir tv dizisinden (1999-2002 arasında sürüp sonra iptal edilen) öğrenmek zorunda kaldım mesela Kayıp Dünya'yı. Şanslı veletler.
bahsi geçen o salak saçma dizi
Neyse, Kayıp Dünya yazıldığı yıllarda İngiltere'de genç bir gazeteci olan Ned Malone'un sevdiği kadının hoşlandığı tipte bir adam olabilmek uğruna kendini içine attığı macera aslında. Çok iyi bir bilim adamı olmasına rağmen, insan olmakta bir o kadar başarısız olan Profesör Challanger'ın birkaç sene öncesinde Güney Amerika'da bulduğunu iddia ettiği ve bilim dünyası tarafından alayla karşılanan bulgularıyla ilgili bir makale yazmak için onunla konuşmaya gidiyor Ned. Olaylar hiç beklemediği şekilde gelişince kendini Challanger, ona zerre kadar inanmayan Profesör Summerlee ve tam bir av ve macera adamı olan zengin Lord Raxton ile birlikte Amazon'un bilinmedik bir yerine doğru yolda buluyor. Bu grup, Challenger'ın dediklerinin doğru olup olmadığını kanıtlamak üzere bir araya gelse de bu yolculuk sırasında sadece jura devrinden kalma bir dünyayla karşılaşmakla kalmıyor, insanlığa ve hayata dair pek çok şeye farklı bakış açıları edinmiş oluyorlar.
Hikaye Ned'in gazetesine gönderdiği mektup-günlükler aracılığıyla anlatılıyor. Yolculuk sırasında gördüklerini, hissettiklerini anlatıyor Ned bir bir. Biz de böylece sanki gerçek bir hayat öyküsü okumuş gibi oluyoruz (abartmayalım, Conan Doyle'un niyeti o yönde sadece, önemli olan niyet tabi:p ). Birçok jura dönemi canlısıyla tanıştırıyor bizi Conan Doyle, dönemin bilimsel verilerine göre kanıtlar sunuyor, zaman zaman bir Jules Verne havası doluyor gözlerimize. Sadece aksiyon yapmıyor, bol bol düşünce sunuyor, çıkarım yapıyor. Güldürüyor, eğer siz de o keskin britanya espri anlayışına bayılıyorsanız. Yalnız biraz basite indirgiyor bazen bazı şeyleri, daha bir dallansın budaklansın, daha bir karışık, zekice açıklaması olsun istiyorsunuz (aynı durumu Sherlock hikayeleri için de söyleyip duruyorum ama kendimi mi tekrar ediyorum yoksa), yapmıyor. Olsun, gene işliyor planı Conan Doyle'un.

Küçük bir çocuğa,
Ya da yarı çocuk bir insana,
Bir saatlik neşe verebilirsem eğer,
Basit planım işledi demeye değer.

[Arthur Conan Doyle bibliyografisi : link
Orijinali halde okuyabiliyoruz şuradan : link]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder